REHBERLİK

Geçmişten çok geleceğe dönük olmak...
Değişmeye ve yeni yaşantılara açık olmak...
Değişen dünyaya ayak uydurmak...
Kendim ve başkaları hakkında iyi düşüncelere sahip olmak...
Yeteneklerimin ve ilgilerimin farkına varmak...
Yeteneklerime ve ilgime uygun mesleği seçmek...
Problemlerimi sağlıklı bir şekilde çözümlemek...
Zamanımı en iyi şekilde kullanmak...
Başarılı olmak...
Geleceğim hakkında gerçekçi kararlar almak...         
Kısacası...
KENDİMİN FARKINA VARARAK KENDİMİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN REHBERLİK...
                    

 

BEN KÜÇÜK BİR ÖĞRENCİYKEN

 

Ben küçük bir öğrenciyken okullar çok büyüktü. Eski taş binaların loş ve rutubetli koridor ve sınıflarında, olduğumdan da küçük görünürdüm. Etraf tebeşir ve kurşun kalem kokardı. Gökyüzüne açılan kapıya ulaşmak için dakikaları tespih tanesi gibi sıraya dizer, sıkıldıkça sıkılırdım.

 

Ben küçük bir öğrenciyken öğretmenlerim insanüstüydü. Korkuyla saygı arasında gidip gelen minik yüreğim, ne hissedeceğini bilemezdi.  Öğretmenlerin de, öğrencilerinden farklı insan olmadığını ancak büyüdüğümde anladım. Beni korkuttukları için onlara kızdım.

 

Ben küçük bir öğrenciyken en çok teneffüsleri severdim. Dersi kesen zil sesi, çocukluğuma yeniden start verir, şimdi inanamadığım bir coşkuyla dışarıya atardım kendimi. Kısa ama güzeldi teneffüsler… İçine ne kadarını sığdırabilirsek o kadarını sığdırmaya çalışırdık çocukluğumuzun. Sonra o zil yeniden çalar, aramızda ne işi olduğunu anlayamadığımız realite ortaya çıkardı.

 

Ben küçük bir öğrenciyken en yararlı ders Beden Eğitimiydi. Çünkü top oynamamıza izin veriliyordu. Demek ki doğru ve gerekliydi. Yüzümüz kıpkırmızı olup, ter paçalarımızdan sızmaya başlayıncaya kadar koşardık topun peşinden. Bıkmaz ve usanmazdık. Çocuktuk ve top bütün sayılardan ve harflerden daha güzeldi.

 

       Ben küçük bir öğrenciyken masallarla Tarih dersini birbirine karıştırırdım. Bütün padişahlar krallar kadar güçlü, bütün komutanlar şövalyeler gibi kahramandı. Kazananlar hep kazanıyor, kaybedenler hep kaybediyordu. Bir tek padişahın aklına bile çekirdek çitlemek fikri düşmüyor, bir komutanın canı bile dondurma istemiyordu. Tarihten hiç kimsenin çişi gelmiyordu.

 

       Ben küçük bir öğrenciyken Coğrafya dersi, renkler ve çizgilerden bir ülke uzatıyordu önüme. Bir kısmında çay ve mısır yetişiyordu, bir kısmında buğday ve pancar, kiminin iklimi sıcaktı, kiminin ılık. Harita denen bu kağıttan ülkeye yüzler işlenmemişti. İnsanlar yaşamıyordu bu coğrafyada. Sadece heykeller vardı meydanlara dikilen.

      

       Ben küçük bir öğrenciyken bütün çocuklar gibi ahlaklıydım. Yine de ahlaka ihtiyacı olan büyükler ahlak dersleri alıp duruyorlardı okullarda. Büyüyünce onların istediği gibi adamlar olmamız içi… Yani büyüyünce bizim de ahlaka ihtiyacımız olacaktı. Onlar gibi… Söylediklerine hiç inanmadım. Bir çocuk gibi düşünmeye devam edersem, zaten ahlaklı olacağımı kurdum kafamda. Büyümemenin yollarını aradım. Ahlaklı bir küçük olmayı, ahlak öğretmeye kalkan bir büyük olmaya her zaman tercih ettim.

 

       Ben küçük bir öğrenciyken kalbimde bir imam saklıyordum. Okulda öğretilen Din, hep tedirgin etti kalbimdekini. Bu soğukluğu kaldıramadım. Kurallar öğrenmekten daha fazlasının gerekli olduğu fikri yakamı hiç bırakmadı. Dini sevmek için öğretmenimle değil, kendimle konuştum. Sonuçta dini sevdim, din kültürü derslerini değil.

 

Ben küçük bir öğrenciyken temizdim. Tırnaklarımı zamanında kesmesem de, mendilimi doğru katlamasam da yine de temizdim. Zaman zaman toprağa bulanmam, toza gark olmam gerekiyor ve bu hiçbir şeyi değiştirmiyordu. Ben temizdim. Oysa yanağıma vuran, kulağımı çeken ve kafama tebeşir fırlatan eller çok kirliydi.

 

Ben küçük bir öğrenciyken hayat hakkındaki her şeyi biliyordum. Bana Hayat Bilgisi öğretildikçe kafam karıştı. Hiçbir şey bilemez oldum. Tanımlar kafamda kocaman kara delikler açtı. İçimden gelmeyen bütün dünya beni içime geri döndürdü. “İnsanoğlu…” diye başlayan cümleler beni deli etmeye başladı. Bu kurallar bütününden kaçtım. Zıvanadan çıktım. Hayat Bilgisi’nden uzaklaştım, hayat bilmeyi önemsedim.

 

Ben küçük bir öğrenciyken küçüktüm. Şimdi her şeyi yeni baştan öğreniyorum.



 

 

 

 

Psikolojik Danışman

Hülya EROĞLU

İletişim için pdr_he@yahoo.com