ERGEN BİREY VE AİLE

         “Ergenlik çağındaki çocuğuma nasıl davranmalıyım?” İşte tüm ırk, din veya kültür sınırlarını aşan, dünyadaki bütün anne ve babaların kafalarında yer eden bir  soru. Dünyada ergen olmaktan çok daha zor bir şey varsa, o da ergenlik çağındaki bir çocuğun anne babası olmaktır.

        Ergen, erişkinliğe geçiş döneminde pek çok sıkıntı yaşar. Ebeveynin sıkıntısı da ergeninkinden az değildir. Hem çocuğun yaşadığı sıkıntılar, hem de bunların kendine yansıması ile baş etmesi gerekir. Herkes ergeni anlamak için çok çaba harcıyor gibi görünür. Peki, anne babayı kim anlamaya çalışır? Ergen mi? Büyük olasılıkla hayır. Başkaları mı? Bu da pek olası değil. Anne babalık sürecindeki değişimler ergenlikteki değişimlerden ne daha az, ne de daha kolaydır. Ancak bu dönem çocuğun kimliğinin oluşmasında çok hassas bir dönem olduğu için fedakarlık da anne babalardan beklenir.

Ergenlik dönemi anne baba ilişkilerini çok etkiler ve bu ilişkilerin değişimi ergenin gelişiminde hayati rol oynar. Eğer anne baba, ergenlik dönemindeki çocuğuna neler olduğunu anlayabilir, davranışlarındaki değişimlerin nedenleri konusunda bilgi edinebilir ve özgürlüğe kanat çırpan çocuğunun belli bir  süre sonra yuvadan uçacağını kavrayabilirse, çocuğuyla bu dönemi daha rahat ve mutlu atlatma şansı da yükselecektir.

        Ergen, bu dönemde kimi zaman ürkek, kimi zaman tedirgindir. Ancak ergen çoğu zaman tedirginliğini ve ürkekliğini göstermez, bunu kendisinden bile saklamaya çalışır. Her durumuna uygun bir maskesi vardır ve bu maskelerle durumu idare etmeye çalışır. Dolayısıyla, ergen kendisi ile davranışları arasındaki farkı gören ve maskesini çıkarmaya çalışmayan veya maskesinin sakladıkları ile alay etmeyen erişkinlere güvenmeye hazırdır.

        Erişkin, ergenin korku ve tedirginliğini kendi içinde hissettiğinde, bunları yanlış yorumlayarak kendi korku ve tedirginliği olduğunu sandığında ve kendini korumaya aldığında, kısır bir döngü başlar.

        Erişkinin korku ve huzursuzluğu ergende de aynı duyguları uyandırır ve o da savunmaya geçer. Ne gariptir ki, ergenin korku ve huzursuzluğu eve yansır fakat o, bunların kaynağının nerede olduğunu fark edemez. Düşmanca tavırlı ergene, erişkinlerin kendilerini savunarak yaklaşmaları doğaldır; fakat zarar vericidir.

        Erişkin, ergeni anlamayı zor bulabilir ve ergen kendinde olan değişiklikleri anlatmak istemeyince hayal kırıklığına uğrayabilir. Aslında, ergen zor ve akıl karıştırıcı bir dönem geçirmektedir ve elbette ki, kendi anlamadığını anlatamayacaktır. Eğer erişkinin, ergenin geçirdiği değişim hakkında bilgisi olursa ergen her şeye cevap bulmak zorunda kalmayacaktır. Zorunda olmadığını hissedince de, büyük olasılıkla cevaplar verebilmek için çabalayacaktır. Ergen ile iletişim kurmak her zaman kolay değildir. Bunun için belirlenmiş kurallar yoktur ama unutulmaması gereken şeyler vardır. Sizin de çocuğunuz ergenlik döneminin bunalımını yaşıyorsa, işte size önerilerimiz.

Ergenlerle Barış İçinde Yaşamak İçin Ailelere Öneriler

Her şeyden önce ergenlik çağının çalkantılı ve çetin bir dönem olduğunu göz önünde bulundurmakta yarar vardır. Ergenlik çağını bilinçle karşılayan anne baba  önemli yanlışlar yapmaktan sakınabilir.

İlk kural ergenin tepkileri ve çelişkili davranışı karşısında soğukkanlı kalabilmektir. Ergenin  duygusal iniş çıkışlarına göre tutum takınan anne baba ergenin bocalamasını büsbütün artırır, ilişkiler gerginleşir. Anne babalar günlük ilişkilerde ergenlerin tedirginlik, kızgınlık ve öfkeye neden olacak tutum ve davranışları olacağını önceden bilmeli ve mümkün olduğunca ona göre davranmaya çalışmalıdırlar. Çünkü çoğu zaman ergen sizin göstereceğiniz tepkiyi önceden bilir ve kimi zaman da sırf kendisini kabul ettirmek adına sizinle mücadele eder. Bu durumları göz önünde bulundurmakta ve tepkilerimiz mümkün olduğunca kontrol etmekte fayda vardır.

Bu dönemde anne baba ile ergen arasındaki çatışma genellikle anne babanın, ergenin kişiliğini hiçe sayarak ona kişisel konularda seçme ve karar verme özgürlüğü tanımamasından kaynaklanmaktadır. Oysa ergenin bağımsızlığını elde etmesinde en önemli faktör, aile içinde oluşturulan etkileşim ortamıdır. Kademeli olarak arttırılan sorumluluk, kendi kendine karar verme ve bağımsızlık olanakları, gencin sorunlarıyla daha kolay başa çıkmasına ve yetişkinliğe daha rahat geçmesine fırsat verir.

Ergen karşısında anne baba her zaman tarafsız ve güçlü olmaya çalışmalı, ergenin haklarıyla sorumlulukları arasındaki dengeyi iyi kurmaya çalışmalıdır. Bir yandan “Sen daha küçüksün yapamazsın” derken, bir yandan da “Kocaman delikanlı oldun, hala bunu becermiyorsun” tarzı yaklaşımlar doğru değildir. Bu ergenin bocalamasına ve nasıl hareket edeceğini şaşırmasına neden olur.

Anne babanın aynı tutum ve davranışları sergilemesi de önemlidir. Anne baba tutarsız olmamalıdır. Annenin evet dediğine baba hayır; babanın hayır dediği şeye anne asla ve asla evet dememelidir. Böyle durumları herkes gibi ergenler de kullanmayı çok iyi bilirler.

Kimi anne babalar ergende daha önce görmedikleri sert tepkiler ve başkaldırma karşısında şaşırırlar. Anne babaların bu durumdaki ilk tepkileri genellikle seslerini yükseltmek, ergeni azarlamak, utandırmak, dayağa ve aşağılamaya başvurmak olur. Böyle durumlarda ergen ya siner hiç konuşmaz, kendisini odasına kapatır, adeta size küser ya da karşı saldırıya geçerek size karşılık verir, kendini savunur, size ağır gelebilecek sözler sarf eder. Haksız yere atılan bir tokat, onur kırıcı bir söz ergenin kapıyı çarpıp çıkmasına, vurup kırmasına ya da anne babaya daha ağır gelen saygısız bir davranışa neden olabilir. Ergeni  ne pahasına olursa olsun sindirmeye kalkan anne babalar beklenmedik çıkmazlara düşebilirler. Ergenlik  çağında dayak tehlikeli ve geri tepen bir silahtır; aile ilişkilerinde onarılması zor yaralar açar. Çünkü artık çocukluğunda dayak yedikçe susan, bir süre sonra da kendini bağışlatmak için anne baba çevresinde dolanan çocuk yoktur. Bu çağda babasının aşağılayıcı sözlerine ya da saldırısına aynı biçimde karşılık veren gençler vardır. Bu durumda bir baba yenik düşer, saygınlığını yitirir. Bu nedenle dengeyi sağlayabilmek çok önemlidir.

Ergenlik döneminde anne baba kontrolüne karşı gelişen tepkiye karşıt olarak, otorite desteğine olan gereksinim, ergende duygusal gerginliğe neden olabilir. Başka bir deyişle, ergen isyankar tavır alışının yanında, anne ve babasının desteğine de gereksinim duyar. Bu iki zıt durum, ergenin çatışmasını artıran bir nedendir. Bunun için anne baba bu dönemde ergen çocuğuna destek vermelidir. Unutmamak gerekir ki, ergen bu dönemde hem bağımsız olmak ister, hem de anne babasının onu bir şekilde koruyup gözetlemesine ihtiyaç duyar.

Ergene karşı anne babanın baskı ve yasaklara dayanan disiplin anlayışı, olumlu ve yapıcı olması gereken bu evreyi çatışmalarla dolu, olumsuz bir döneme dönüştürebilir. Tabii ki kurallar olmalıdır, ancak bunu çocuğunuzun kabul edebileceği, kaldırabileceği şekilde ayarlamaya çalışmalısınız.

Zor yoluyla veya sevgiyi esirgeyerek denetlemeye çalışmak, ergenleri anne babalarının isteklerine uygun davranışlara yöneltmede kısa vadede geçerli gibi görünebilir. Ancak bu tip bir denetim, ergenlerin anne baba ile özdeşleşmelerini ve anne babanın değerlerini kabul etmelerini sağlamaz. Denetici kişinin yokluğunda ve cezadan kurtulma olasılığı yüksek durumlarda, ergenler kendi istekleri doğrultusunda davranacaklardır.  Yani anne babanın denetiminden uzakta bulundukları zaman kendi istedikleri gibi davranacaklardır; anne babalarının istediği gibi değil. 

Ergenin kimi davranışı anne babayı çileden çıkaracak cinsten olabilir. Bu durumda öfkelenmemek elde değildir. Anne babanın ermiş sabrı göstermesi de gerekmez. Ancak öfkeyi kabaca dışı vurmakla öfkelendiğimizi belli etmek ayrı şeylerdir. Öfkelendiğimizi bağırıp çağırarak ya da vurup kırarak göstermek yerine “Bu davranışın beni çok kızdırdı.” diyerek gösterebiliriz. Tabii her zaman sakin kalmak kolay olmayabilir. Ancak vurup kırmanın, bağırıp çağırmanın hiçbir işe yaramadığı da açıktır. Ergenin saçma bir işi karşısında “Sen aptalın birisin, ne zaman akıllanacaksın, bilmem ki” demek yerine “Bu yaptığın saçma ve aptalca bir iş” demek daha az yaralayıcıdır. Birincisinde kişiliğe yöneltilmiş bir suçlama, ikincisinde davranışı eleştiren bir söz vardır. Genel bir kural olarak eleştiriler ergenin kişiliğine değil, beğenilmeyen söz ve davranışına yöneltilmelidir. “Zaten senden başka bir şey beklenmez ki!” “Sen ne zaman adam olacaksın?” gibi sözler umut kırıcıdır. Ergeni davranışını düzeltmeye değil, inatlaşmaya götürür. Ergenin  yanlışları karşısında alaycı, iğneleyici tutum almak da ergeni çileden çıkarabilir. Ergen hiçbir zaman başkalarının önünde eleştirilmemeli, davranışları başkalarınınkiyle karşılaştırılmamalıdır. Bu, ergenin en nefret ettiği şeydir. Ergeni sürekli “Şunun kızı şöyle, bunun oğlu böyle” diyerek eleştirmek ve diğerleriyle karşılaştırmak, çocuğunuzun sizden uzaklaşmasına neden olabilir.

Ergene  güvensizlik göstermek ve bunda ölçüyü kaçırmak da bu dönemde pek iyi sonuçlar vermez. Örneğin; akşam telefonda kiminle konuştuğunu sorduğunuz kızınız okuldan bir kız arkadaşıyla konuştuğunu söylediğinde siz ona inanmayıp telefon görüşmesini dinlemeye kalkarsanız ve kızınız da bunu fark ederse işte o zaman evde bir kıyamet kopabilir. Siz istediğiniz kadar ona güvendiğinizi söyleyin; davranışlarınızla bunu ona göstermezseniz; çocuğunuz size inanmayacaktır. Aynı durum günlüklerin okunmasında da geçerlidir. Tuttuğu günlükleri anne babasının okuması kadar ergeni rahatsız eden bir şey yoktur. Böyle durumlarla sık sık karşılaşan ergende anne babaya isyan, karşı gelme, anne babanın hoşuna gitmeyecek sözler sarf etme ve buna benzer pek çok şey yaşanabilir. Bunların yaşanmaması için anne baba yaptığı şeylerin çocukları tarafından nasıl karşılanacağını önceden düşünmeli ve ona göre hareket etmelidir. 

Kimi anne babalar da ergenin öfkesinden ürker ve ergene korkuyla yaklaşırlar. Alttan alarak “Canım yavrum, cicim kızım” diyerek isteklerini hemen yerine getirerek ergeni kazanacaklarını sanırlar. Ancak bu yaklaşım kısa sürede etkili olan, ama etkisi çabuk geçen bir yöntemdir. Çünkü böyle anne babalar ergene güven vermezler. Bir süre sonra ergen bunu da kullanmaya başlar.

Ergenler bir yandan yerli yersiz isteklerle anne babanın karşısına çıkarlar, öte yandan içten içe dizginlenmeyi beklerler. Hoşlarına gitmese de neye, niçin karşı çıktıklarını açıklayan anne babaya uyarlar. Bu nedenle anne baba kesin tutum almaktan çekinmemelidir. Ancak yürütemeyecekleri bir tutum veya kararı da almamalıdırlar.

Ergenin  çekişe çekişe anne babayı usandırarak koparacağı bir isteği ona baştan vermek daha doğrudur. Baştan dirençle karşılaşıp, sonra istediği yerine gelen bir ergen, saçma isteklerini de bezdirme yöntemiyle elde etmeyi alışkanlık haline getirebilir.

Başka önemli bir kural da ayrıntılar üstünde ergenle sürtüşmeye girmemektir. Saç biçimi, giyim kuşam, oturuş kalkış, savrukluk sakarlık gibi konuların üstünde çok durmak, gereksiz tartışmalara girmek, anne babanın ergen üstündeki otoritesini aşındırır, tüketir. Her konuyu sorun yapmak yerine önemli konular üstünde durmak daha doğru olur. Ergeni  eleştirilerle, uyarılarla ve öğütlerle bunaltmak onu ancak inatlaşmaya iter.

Ergenlik  çağında özgürlükleri artırmak, ergene daha geniş bir serbestlik tanımak yerinde olur. Eve girip çıkma saatleri daha esnek tutulabilir, ancak geciktiği zaman eve bildirmesi gerektiği kesin bir dille anlatılmalıdır. Ergene  bir konuda izin verildiği zaman bunu gönülsüz veriyormuş gibi davranmaktan kaçınılmalıdır. “İstersen git, ama bil ki sen dönünceye kadar meraktan öleceğim” gibi sözler gence o günü zehir edebilir.

Pek çok anne baba çocuklarının büyüdüğünü, artık  kendi kendine yetebilecek bir genç olduğunu görmek istemezler. Evdeki çocuksu ve şımarık davranışlarına bakarak çevrede de öyle davrandığını sanırlar. Oysa ergenler başkalarının yanında daha olgun ve daha sorumlu davranabilirler.

Anne babaların bir korkuları da ergenin kendilerinden kopmasıdır. Kimi anne baba ister ki ergen, evinde otursun, evinde eğlensin, isterse arkadaşlarını eve çağırsın, ama kendisi başka eve gitmesin. Onu evde oyalamaya, her nazını çekmeye hazırdırlar, yeter ki kötü arkadaşlara uymasın. Bu düşünce yapısı genelde tüm anne babalarda yaygındır. Ancak ergen, kültüre özgü toplumsal değerleri kendi arkadaş grubu içinde yaşayarak öğreneceğinden anne babalar arkadaşlık ilişkilerini engellememelidirler.  Ancak bu, her arkadaşıyla istediğini yapsın, hiçbir şeye karışmayın, kendi bildiğini okusun anlamına gelmiyor. Çünkü bu dönemde edinilen kötü arkadaşlıklar bireyin hayatını tamamen farklı yönlere kaydırabilir, olumsuz durumların yaşanmasına neden olabilir. Bu dönemde ergen için en değerli kişiler arkadaşlarıdır. Onun yanında en samimi olduğu arkadaşları eleştirmemeye veya eleştirilerinizi yapıcı yapmaya çalışın. Aksi takdirde çocuğunuz sizden uzaklaşabilir.

İlginçtir, anne babalar kendi çocukluk yıllarını ergenlik çağlarından daha iyi anımsarlar. Ergenlikteki  yanılgılarını, tökezlemelerini, uyumsuz davranışlarını bilinçaltına bastırırlar ya da süsleyerek, değiştirerek anlatırlar. Haylazlıklarını mertlik ve kahramanlık gibi gösterirler. Genel bir kural olarak kendi evinde baş kaldırmış, ana babasına sorun çıkarmış olanlar kendi çocuklarına daha hoşgörüsüz davranırlar, daha sert tepki gösterirler. Daha az sayıda anne baba da tam tersi bir yol izler. Babasından çektiğini kendi oğluna çektirmemeye kararlıdır. Oğluna aşırı hoşgörüyle davranır, sınır koymaz, her istediğini yapar. Ancak bu davranışta ergeni bilinçdışı bir kışkırtma ve olumsuz yola itme vardır. Burada önemli olan dengeyi kurabilmektir. Ne aşırı baskı, ne de çok serbest bırakmak doğrudur. Önemli olan bunun arasında bir dengeyi kurabilmektir.

Günümüzün hızlı yaşam koşullarında özellikle babalarla ergenler birbirlerinden uzaklaşmaktalar. Babaların iş hayatının yoğun olması, boş zamanlarında da genellikle yapacak daha önemli işlerinin olması gibi daha pek çok sebepten dolayı çocuklarına çok fazla zaman ayıramamaktadırlar. Ancak ergenlerin annelerine olduğu kadar babalarına da bu dönemde çok ihtiyaçları vardır. Birlikte bir yürüyüş, birlikte araba yıkamak, bir şey onarmak ya da birlikte yapılabilecek herhangi bir etkinlik özellikle babalarla oğulları yakınlaştıracak fırsatlardır. Onlarla arkadaş gibi konuşmak, onları anlamaya çalışmak çok önemlidir. Babalar mümkün olduğunca ergenlerin olumlu davranışlarını övmeli ve desteklemelidirler. Ancak tabii ki övgüde ölçüyü kaçırmamak da, eleştiride ölçüde kaçırmamak da önemlidir.

Gençler aykırı düşünce ve görüşleriyle kimi zaman anne babalarını kızdırırlar; onlarla uzun uzun tartışmaya girişir, bildiklerinden şaşmazlar. Annelik, babalık hakkını kullanarak ergeni susturmak, terslemek onun oyununa gelmek olur. Bu durumda kazanan anne baba değil, ergendir. “Daha yaşın ne, başın ne, ne bilirsin ki böyle yüksekten atıyorsun, sana mı kalmış düzeni değiştirmek” gibi çıkışlar hiçbir şeyi çözmez. Ergeni  iğreti görüşlerine büsbütün sarılmaya zorlar. Aslında böyle konuşmalar ergenle anne babanın yaklaşması için bulunmaz fırsatlardır. Çünkü ergen  doğru düşünmeyi tartışarak öğrenir. Ancak anne baba tartışmadan yenik çıkmak korkusuyla davranırsa iletişim kopar. Ergeni dinlemek çoğunlukla yeterlidir. Arada bir sorularla ergene düşüncesindeki boşluklar, tutarsızlıklar gösterilebilir, o konu üstünde daha çok kafa yorması sağlanabilir.

Bu çağda anne baba ile ergenlerin en az yaptıkları şey sohbettir. Konuşmalar ya tek yanlı öğüt verme ya da çıkmaza giren tartışmalar biçiminde olur. Suçlamaya geçmeden dinleyebilmek, tepki göstermeden anlamaya çalışmak birçok sürtüşmeyi önleyebilir. Ergen, meydan okur gibi davranıyorsa bu anne babayı küçümsediği için değil, kendini kanıtlamak içindir. Çocuk beş yaşındayken, babasını en güçlü, en bilgili ve hiç yanılmaz kişi olarak görüp, neredeyse onu gözünde mükemmelleştirirken, on beş yaşına geldiğinde babasını daha önce kendi eliyle oturttuğu tahtından artık indirmek ister. Çünkü, bu çağda her şeyi bilen, hiç yanılmaz bir baba kadar ergeni sıkan bir şey yoktur.

Anne babaların şunu unutmamalarında yarar vardır: Çocuklukta çocuk ile anne baba arasında saygı ve sevgi kurulmuşsa, ergenlik çağının çalkantısı durulduktan sonra aynı sağlıklı ilişkinin kurulması zor olmaz.

Aile içindeki duygusal ve sosyal etkileşim açısından başarılı bir çocukluk geçiren birey, ergenlik dönemi sorunlarını daha kolaylıkla çözebilir. Çocukluk yıllarında çocuklarıyla arkadaşça bir diyalog kurmayı başaran anne babalar, bu diyalogu ergenlik döneminde de sürdürmekte, ergen için gerekli olan rehberlik işlevini yerine getirmiş olurlar.

Ergenlik dönemi gerçekten çalkantılı ve stresli bir dönemdir. Bu dönemde ergenlere yardımcı olabilecek, onları en iyi anlayabilecek -her ne kadar onlar sizin anlamadığınızı söylese de- kişiler anne babalarıdır. Mümkün olduğunca onları anlamaya çalışmak, onlara onlar için en doğru olan yolu tartışarak, konuşarak, onun da kabul edebileceği bir hale getirerek anlatmak çoğu zaman yeterli olacaktır. Ergenin yaşamını değiştiren özellikleri yok saymak, yadsımak, ondan çocuklukta beklenen bağımlı, uysal, pasif uyumunun devamını istemek, onlarda gördüğümüz dik başlılık, inatçılık, bağımsızlık gibi duygularını sindirmeye çalışmak, uyumuna yardımcı olacak bir tutum yerine, onu karşımıza alıp zorlamak çok olumsuz sonuçlar yaratacaktır. Bu nedenle bu dönem anne babaların en çok sabırlı olmaları gereken dönemdir. Eğer karşılıklı anlayış, hoşgörü ve sabır gösterirseniz bu dönemi çocuğunuzun daha kolay atlatabilmesi için gerekli en büyük yardımı yapmış  olursunuz. Çocuğunuzla iletişiminizi güzelleştirmek konusunda yapılabilecekler size zor gibi görünebilir. Ancak aslında çocuklarınızın sizden tek istediği şey; kendinizi onların yerine koymanız, yani onların düşüncelerine, değerlerine, beğenilerine, saygı göstermeniz ve onları anlamaya çalışmanız, size saçma da gelse isteklerini dinlemeniz. Onların sizlerden tek istedikleri bu. Bu da çok zor olmasa gerek.

 

Ana Sayfa