ERGENLİK DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ

 

Çocuklukla yetişkinlik arasında yer alan bu döneme gençlik çağı da diyebiliriz. Gençlik çağının yaş sınırı çeşitli kaynaklara göre değişiklik göstermektedir. Unesko gençlik çağı olarak 12-24 yaş dilimini kabul etmiştir. Gençlik çağının ilk evresine denk düşen ergenlik dönemi kızlarda 11-20 yaş , erkeklerde 13-20 yaş dilimlerini kapsar. Gençlik çağı bedensel  değişme ve gelişme ile başlar. Bunu ruhsal ve toplumsal değişme ve gelişme izler.

Ergenlik döneminde, beden özellikleri gencin ilgi alanının temelini oluşturur. Gençte kendi beden yapısındaki değişmelere ilişkin birbirine karşıt  değerlendirme ve düşünceler ortaya çıkar. Bir yandan bedeninin, yüzünün çirkinleştiğini düşünüp kaygı duyar, utanır  ve içine kapanır. Öte yandan bedenindeki değişme ve gelişmeleri ortaya çıkarmak, kazandığı güzellikleri başkalarına göstermek için çaba harcar. Ergenin duygusal dünyasında da bazı çelişkiler dikkat çeker: Yalnızlıktan duyulan hazzın yanı sıra, bir gruba katılma özlemi; yetişkini hor görme ama ona dayanma; endişe ve umutsuzluğa karşın geleceğe coşkuyla yöneliş, bu evrenin çelişkili duygularıdır.

Genellikle gençlik çağı en sağlıklı yaşam dönemidir. Çocukluk hastalıkları geride kalmıştır, yetişkinlik  dönemine özgü hastalıklar ise çok uzaktır. Fakat ergenlik çağında tüberküloza karşı bir  yatkınlık vardır. Çocuklukta başlayan şeker hastalığı da bu dönemde alevlenir. Ergenlik döneminin en belirgin hastalığı ergenlik sivilceleridir. Hızlı büyüme ergenlerin kalori ihtiyacını da artırır. Ergenin alması gereken proteinler yetişkin insanın aldığı proteinin üç katıdır. Ergenlikte büyüme hızlı ve orantısızdır. Kol ve bacaklar  hızla uzar, burun ve çene büyür. Bu orantısız büyüme, ünlülerle özdeşim kurmaya çalışan ergen  için çok can sıkıcıdır.  Ergenler beden gelişmelerine karşı değişik tepkiler verirler. Örneğin erkekler için sakallarının bıyıklarının çıkması gurur kaynağı iken, ergenlik sivilceleri utanç kaynağıdır. Aynı şekilde şişmanlık-sıskalık, uzunluk–kısalık gibi özellikler de sorun kaynağı olabilmektedir. Bu dönemde, kendi bedeniyle barışık olmayan ergenin, arkadaşlarının beden özellikleriyle kolayca dalga geçtiğini ve ad taktığını  görürüz.

Ergenlerin sakarlıkları bilinen bir gerçektir. Bunun iki nedeni vardır:  Ergen hızla büyüdüğünden  kasları eşgüdümlü çalışmaz. Diğer neden ise ergenin topluluk önündeki sıkılgan davranışıdır. Hızlı bir fiziksel gelişme gösteren ergenden, genellikle yaşına değil de boyuna bakarak olgun davranış beklenir. 

 

Ergenin ruhsal özellikleri :

Dengeli ve uyumlu ilkokul çocuğu gider, yerine oldukça tedirgin, kuruntulu, güç beğenen ve çabuk tepki gösteren bir ergen gelir.

Çabuk sevinir, çabuk üzülür, birden sinirlenir. Olur olmaz şeyi sorun yapar.

Derslere ilgisi azalır, çalışma düzeni bozulur.

Bencilleşir, istekleri artar.

Konulan yasakları saçma, kendine tanınan hakları ise yetersiz bulur. Kendi kurallarını kendi oluşturma çabasındadır. Yüksek bir adalet duygusuyla başkalarının yaptığı yanlış davranışları eleştirir. Bu durum onu hoşgörüsüzlüğe ve hemen herkesle tartışmaya girmeye iter. 

Evdeki kuralların çokluğundan yakınır, ana-babaya karşı kabalaşır. “ bana karışamazsınız ben çocuk değilim !” der

Evde durmak istemez . Yemek ve dönüş saatlerine uymaz.

Dağınık ve savruktur.

İlgileri artmıştır, gel geç hevesleri çoğalmıştır.

Süse ve giyime düşkündür. Ayna karşısında saatler geçirir. Bir sivilce ile gün boyu uğraşabilir.

Gürültülü müziğe bayılır.

Büyümek için sabırsızdır, ancak çocuksu davranışlardan birden sıyrılamaz.

Yaşanan gerçeklere aldırmadan, toplum düzeni birden değişsin, eşitsizlikler ortadan kalksın ister. Toplumsal olaylara ilgisi artar. Bu dönemde genç düşünceleri ile oynayabilme yetisi kazanmıştır, tartışmalara katılmayı sever.

Bu dönemde insanları kızdırmak, dikkatsizlik, kabalık, dalgınlık, aldırmazlık, inatçılık, şüphecilik gibi özellikler sergilenir. Cinsel olgunluğa girdikten sonra bu özellikler yavaş yavaş kaybolur.

Karamsarlık, asık suratlılık, ufacık bir nedenle ağlamalar ve sızlanmalar bu dönemde oldukça yoğundur. Ergenin hiç bir şeyden hoşnut olmadığı gözlenir. Bu dönem, üzüntü ve hayali korkular dönemidir.

Kendine güven eksikliği görülür. Bu güven eksikliği; kısmen fiziksel direncin (enerjinin) azalmasından, kısmen de toplumsal baskı ve eleştirilerden ileri gelir.

Mesleki yönelim ve gelecek üzerine planlar daha ciddiyetle ele alınır.

Karşı cinse ilginin artışıyla birlikte ortaya çıkan sorunlar ve yetişkinler tarafından getirilen yasaklar, kısıtlamalar ergeni hem kızdırır hem de mutsuz eder.  

Ergenlikteki korku ve utanç duyguları kendini; davranışlarda donma, beceriksizlik, şaşkınlık, terleme, kaçma gibi ipuçları ile gösterir. Toplumdaki yerini yitirme duygusu baskınlaşır. Gencin başarısız olma, parasız kalma, iş bulamama, karşı cinslerce beğenilmeme, arkadaşlarını yitirme, ailesine yük olma gibi endişe ve üzüntüleri vardır.

 

Yukarda sayılan tüm bu olumsuz özellikler gencin, benlik kimliğini kazanmaya başlamasıyla birlikte olumlu yönde  değişmeye başlar. O nedenle anne-babanın bu dönemde ergen çocuğu için endişelenmesi ve yanlış yöntemlerle onu engellemeye çalışması doğru değildir. Yapılması gereken, çocuğunun geçirdiği dönemle ilgili bilgilerini kullanarak onu anlamak ve sabırlı bir şekilde empatik davranış (kişinin kendisini, karşı tarafın yerine koyması) geliştirmektir.